HERMÈS VE MÜZİĞİN KESİŞİMİ: DJ MASASI VE JUKEBOX NASIL BİRER TASARIM NESNESİNE DÖNÜŞTÜ?

HERMÈS VE MÜZİĞİN KESİŞİMİ: DJ MASASI VE JUKEBOX NASIL BİRER TASARIM NESNESİNE DÖNÜŞTÜ?

Lüks denildiğinde akla genellikle çantalar, saatler veya özel dikim kıyafetler gelir.

Ancak bazı markalar için lüks, bir ürün kategorisinden çok daha fazlasını ifade ediyor.

Bir yaşam biçimini.

Bir estetik anlayışını.

Ve gündelik nesnelere farklı bir gözle bakabilme yeteneğini.

Hermès de bu yaklaşımın en dikkat çekici örneklerinden biri.

Yıllardır moda dünyasının en güçlü isimlerinden biri olarak anılan marka, aslında uzun zamandır yaşam alanlarına yönelik tasarımlar da geliştiriyor.

Mobilyalar.

Dekoratif objeler.

Ev aksesuarları.

Ve şimdi de müzik deneyimini yeniden yorumlayan özel tasarımlar.

Maison koleksiyonunda yer alan Atelier Horizons DJ masası ve Hermès jukebox’ı, markanın lüks kavramını nasıl genişlettiğini gösteren iki etkileyici örnek olarak öne çıkıyor.

Çünkü burada amaç yalnızca müzik dinlemek değil.

Müziği yaşadığınız mekânın ayrılmaz bir parçası hâline getirmek.

Bir DJ Masasından Daha Fazlası

İlk bakışta Atelier Horizons DJ masası bir ses sistemi gibi görünebilir.

Ancak birkaç saniye içinde bunun sıradan bir ekipman olmadığı anlaşılıyor.

Fransız mobilya ustaları tarafından üretilen ahşap gövde, Hermès’in yıllardır ustalıkla kullandığı deri işçiliğiyle birleşiyor.

Dana derisi kaplamalar tasarıma sıcak bir karakter kazandırırken, kullanılan Japon yapımı pikaplar teknik kaliteyi tamamlıyor.

Ortaya çıkan sonuç ise bir DJ kabininden çok özel tasarlanmış bir mobilyayı andırıyor.

Aslında bu durum tesadüf değil.

Hermès, ürünü müzik ekipmanı olarak değil, yaşam alanının doğal bir parçası olarak konumlandırıyor.

Bir oturma odasında.

Bir sanat koleksiyonunun yanında.

Ya da mimari açıdan dikkat çekici bir yaşam alanının merkezinde.

Atelier Horizons tam olarak bu rolü üstleniyor.

indir 1

Tasarım ve Müziğin Ortak Dili

Müzik ekipmanları uzun yıllardır işlevsellik üzerinden değerlendiriliyor.

Ses kalitesi.

Teknik performans.

Dayanıklılık.

Bunlar hâlâ önemli kriterler.

Ancak son yıllarda tasarım da en az performans kadar belirleyici hâle geldi.

Özellikle plak kültürünün yeniden yükselişe geçmesiyle birlikte ses sistemleri dekorasyonun da parçası olmaya başladı.

Hermès’in yaklaşımı bu eğilimi daha ileri taşıyor.

Marka yalnızca güzel görünen bir ses sistemi üretmiyor.

Aynı zamanda bir tasarım objesi yaratıyor.

Bu nedenle ürünün teknik özelliklerinden çok malzemeleri ve işçiliği konuşuluyor.

Ahşap yüzeyler.

Deri detaylar.

El işçiliği.

Ve zamana meydan okuyabilecek bir estetik anlayış.

Prince Charles İş Birliği

Atelier Horizons’un dikkat çeken detaylarından biri de İngiliz DJ Prince Charles ile geliştirilen bir proje olması.

Bu iş birliği ürünün yalnızca görsel açıdan değil, kullanım deneyimi açısından da müzik kültürüyle bağlantı kurmasını sağlıyor.

Çünkü Hermès burada yalnızca bir tasarım nesnesi üretmek istemiyor.

Gerçek anlamda kullanılabilecek bir sistem yaratmayı da hedefliyor.

Bu yaklaşım projeye farklı bir derinlik katıyor.

Sonuçta ortaya çıkan ürün, yalnızca sergilenmek için tasarlanmış bir obje gibi hissettirmiyor.

Aynı zamanda müziğin merkezde olduğu bir yaşam tarzını temsil ediyor.

hermes dj booth 3 770x482 1

Hermès Jukebox: Geçmişin Gelecekle Buluşması

Koleksiyonun en ilginç parçalarından biri de Hermès jukebox.

Jukebox kavramı çoğu kişi için geçmişe ait bir görüntü çağrıştırıyor.

Eski diner restoranları.

Neon ışıklar.

Plaklar ve nostalji.

Hermès ise bu fikri tamamen farklı bir noktaya taşıyor.

Murano camı.

Deri dokunmatik paneller.

Özel “Cavalier Perspectives” marküteri işçiliği.

Ve tüm bunların içinde çalışan bir plak sistemi.

Bu birleşim, ürünü yalnızca nostaljik bir obje olmaktan çıkarıyor.

Geçmiş ile günümüz arasında kurulan bir tasarım köprüsüne dönüştürüyor.

Müzik burada yalnızca işitsel bir deneyim değil.

Aynı zamanda görsel ve dokunsal bir deneyime dönüşüyor.

Sınırlı Üretim Kültürünün Ötesinde

Proje başlangıçta çok sınırlı bir üretim olarak planlanmıştı.

Ancak ilgi beklenenden yüksek olunca Hermès yaklaşık elli farklı versiyon üretmeye karar verdi.

Bu sayı birçok marka için oldukça düşük görünse de Hermès dünyasında anlamlı bir üretim hacmi olarak değerlendirilebilir.

Bazı versiyonlarda Elias Kafouros’un neon estetiğinden ilham alan grafik çalışmaları da kullanıldı.

Bu da her bir ürünün yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda koleksiyon değeri taşıyan bir tasarım nesnesi olmasını sağladı.

Bir başka deyişle bu ürünler yalnızca satın alınmıyor.

Toplanıyor.

Sergileniyor.

Ve zamanla kültürel objelere dönüşüyor.

Lüksün Yeni Tanımı

Son yıllarda lüks tüketim anlayışında önemli değişimler yaşanıyor.

İnsanlar yalnızca pahalı ürünler aramıyor.

Hikâyesi olan ürünler arıyor.

Zanaatkârlık.

Özgünlük.

Uzun ömürlü tasarım.

Ve kişisel deneyim.

Bütün bu kavramlar giderek daha önemli hâle geliyor.

Hermès’in DJ masası ve jukebox’ı da tam olarak bu dönüşümün bir yansıması.

Çünkü burada satılan şey yalnızca bir ses sistemi değil.

Belirli bir yaşam anlayışı.

Belirli bir estetik bakış.

Ve tasarımın gündelik hayatla kurduğu ilişki.

images 5

Müziğin Tasarımla Buluştuğu Nokta

Müzik ekipmanları çoğu zaman teknolojik ürünler olarak değerlendirilir.

Hermès ise farklı bir soru soruyor.

Bir ses sistemi aynı zamanda bir sanat eseri olabilir mi?

Atelier Horizons ve Hermès jukebox bu soruya güçlü bir cevap veriyor.

Evet olabilir.

Hatta bazı durumlarda işlevinden çok tasarımıyla konuşulabilir.

Belki de bu yüzden bu ürünler müzik dünyasından çok tasarım dünyasında yankı uyandırıyor.

Çünkü onlar ses üretmekten fazlasını yapıyor.

Bir mekânın karakterini değiştiriyor.

Bir yaşam alanına hikâye ekliyor.

Ve lüksün yalnızca giyilen değil, yaşanan bir şey olduğunu hatırlatıyor.

Bugün Berlin’de satışta olan bu özel parçalar, gelecekte koleksiyon dünyasının en ilgi çekici tasarım nesneleri arasında anılabilir.

Çünkü bazen bir plak çalardan daha değerli olan şey, onun anlattığı hikâyedir.

Ve Hermès, hikâye anlatmayı hâlâ çok iyi biliyor.

Benzer Yazılar